Türkiye’nin dijitalleşme vizyonu doğrultusunda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hayata geçirilen Ulusal Coğrafi Bilgi Platformu (UCBS), coğrafi veri paylaşımında bir milat niteliği taşımaktadır. 100 kritik veri katmanının e-Devlet üzerinden erişime açılması; imar planlarından fay hatlarına, Hazine taşınmazlarından altyapı ağlarına kadar devasa bir mekânsal veri setini tek noktada toplamıştır. Ancak bu veriye erişim kolaylığı, beraberinde "doğru yorumlama" zorunluluğunu ve bazı metodolojik yanılgıları da getirmektedir.
Veri Temininde Yeni Dönem: UCBS’nin Sunduğu İmkanlar
UCBS platformu; ulaşım, arazi örtüsü, nüfus dağılımı ve farklı ölçeklerdeki plan verilerini koordinatlı bir şekilde sunarak gayrimenkul, planlama ve lojistik gibi pek çok sektörün veri temin sürecini kökten kolaylaştırmıştır. Özellikle yatırım kararları ve bölgesel analizler için Türkiye'nin her noktasına dair şeffaf bilgiye ulaşılabilmesi, Türkiye’nin mekânsal bilgi altyapısını güçlendirmektedir. Ancak, teknolojik imkanların sunduğu bu şeffaflık, bazen teknik derinlikten yoksun analizlerin ve yatırım tavsiyelerinin temelini oluşturabilmektedir.
Plan Kararları ve Yatırım Yanılgısı: "Sarı Lekeler" Gerçeği
Son dönemde özellikle sosyal mecralarda popülerleşen ve 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planları (ÇDP) üzerinden yapılan "hızlı zenginleşme" öngörüleri, ciddi bir metodolojik hata içermektedir. Örneğin, Balıkesir veya Çanakkale gibi bölgelerin ÇDP haritalarındaki "kentsel gelişme alanlarını" (sarı lekeler) baz alarak, bu alanların ve komşuluklarının mutlak suretle değerleneceğini veya imara açılacağını iddia etmek yanıltıcıdır.
Mekânsal kullanım öngörüleri her zaman gerçekleşmeyebilir. Bir bölgenin gelişimi sadece harita üzerindeki arazi kullanım kararlarına değil; o bölgenin ekonomik büyümesine, yarattığı istihdam cazibesine ve güncel sektörel eğilimlere bağlıdır.
Projeksiyon ve Gerçeklik: 25 Yıllık Planların Ekonomik Konjonktürü
Mevcut sistem üzerinden incelenen Çevre Düzeni Planlarının büyük bir kısmı 2000’li yılların başında hazırlanmış, 25 yıllık projeksiyon süresi olan planlardır. Bu planların veri setleri, 1980-2000 yılları arasındaki istatistiklere dayanmakta; o dönemin hızlı sanayileşme ve serbest piyasaya geçiş dönemindeki gelişme eğilimlerini yansıtmaktadır.
Bugün ise Türkiye, 20 yıl öncesinden tamamen farklı bir küresel ve yerel ekonomik konjonktür içerisindedir. 2000'li yılların başındaki beklentilere göre "kentsel gelişme alanı" olarak belirlenmiş bir bölge, bugünün ekonomik dinamikleri altında beklenen cazibeyi yaratamamış olabilir. Dolayısıyla, geçmişin veri setleriyle hazırlanan projeksiyon haritalarını bugünün "mutlak yatırım rehberi" olarak görmek, gayrimenkul analizinde statik bir yaklaşımdır.
Sonuç: Veri Araçtır, Analiz Sanattır
UCBS’nin 100 veri katmanını halka açması, şeffaf toplum ve güçlü ekonomi için hayati bir adımdır. Ancak unutulmamalıdır ki; haritadaki renkli lekeler sadece birer "niyet beyanı" veya "projeksiyondur". Doğru bir analiz; mekânsal veri ile güncel ekonomik veriyi, sektörel eğilimleri ve demografik dinamikleri harmanlayabilen bir bakış açısı gerektirir. Mekânsal kullanım kararları her zaman ekonomik büyüme ile paralel seyretmeyebilir; gelişme süreci haritadaki çizgilerden çok, bölgenin yaşayan ekonomisine bağlıdır.